top of page
  • Yazarın fotoğrafıMusa Gülyazı

"VE MA EDRAKE" 2 "EL KARİ'A"




Hakka suresi ayetlerine dair öznel fikirlerimi ilk bölümde beyan ettikten sonra 2. bölümde ayetlerin işaret ettiği "Karia" kavramını inceleyeceğiz. Her iki surede incelediğimiz ayetler birbiriyle bağlantılı olduğu için "El Hakka" bölümü olan 1. bölüm okunduktan sonra ancak bu bölümdeki düşüncelerim anlaşılabilir.


Karia 1: El Kari'a

2: Nedir El Kari'a?

3: Onun bilgisi sana ulaşmadı.

4: O zamanda O insanlar etrafa yayılmış pervaneler gibi olurlar.

5: O dağlar boyanıp serilmiş yün gibi olur.


Karia: Bir şeyle bir şeyi vurmak, itaatsiz kölelere asa; değnek; sopa ile vurmak, yaşlandıkça saçların dökülmesi. (1)

Karia: Toprağı eşmek için kullanılan sopadır. Bu kelime sonra çeşitli anlamlarda kullanılmaya başlanmıştır. Sopa ile vurup ses çıkarma anlamına da gelmektedir. Karye, suların toplandığı yer ve kar’a sopa ile eşilen kuyu demektir. Karia sopanın vurulması ile çıkan sestir. (2)


Hakka suresindeki ayetlerde gördüğümüz kelimelerin içerdiği kök anlamlar ile Karia suresindeki kelimelerin anlamları birbirleriyle benzeşiyorlar. Aradaki bağlantıları görmeye çalışalım. Hakka suresi 10. ayette gördüğümüz 'Rablerine itaatin dışına çıkarak gönderdiğine isyan ettiler' mealini incelemiş ve kök anlamları yerine koyarak; "Rablerine itaatin dışına çıktılar ve gönderdiğine kendi asaları: dayanakları; kendi batıl argümanları ile direndiler ifadesini kullanmıştık. Çünkü asav; isyan etmek kelimesinin aslı kişinin kendisini asası: sopası: dayanakları: kişisel argümanları ile korumasıydı. Kari'a kelimesinin kök anlamında ise "itaatsiz kölelere kendi dayanakları asaları ile vurmak" deniyor. Hakka suresi 10. ayetteki bu dayanaklar; argümanların "hakikat olan ayetlere" muhalif olduğu için doğaları gereği batıl olmaları gerekiyordu. O halde batıl dayanakları ile vahye karşı direndikleri bir gerçekliği, sabitliği, hakikati olmayan şeylerle bu yalanlayanlara Rabbe itaat etmeyen bu kimselere "vurulacak" deniyor. Hakka suresi 9. ayet ile de bu asilerin kendi yanılgıları, batıl zanları ile olması gereken yönden başka yöne dönen, yönünü yanlış hedefe çeviren kimseler olduğunu görmüştük. Şimdi Rabbimizin "El Kari'a" ile ilgili verdiği bilgilere bakalım.


El Hakka için geçerli olan Nebi ve etrafındakilere ulaşmama, erişmeme durumu El Kari'a içinde geçerli. Aynı şekilde farklı bir zaman, farklı bir durumu veya olayı ifade ediyor. "O zamanda o insanlar etrafa yayılmış pervaneler gibi" oluyorlarmış. Diğer meallerde "o gün" olarak gördüğünüz ifadeyi ben "o zamanda" olarak meal verdim. Orijinaldeki "yevm" kelimesi güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süreyi ifade etmekle birlikte zamandan herhangi bir müddeti de ifade eder. (3) Kapsamını, içeriğini bilmediğimiz bir kavram için araştırma yaparken zaman olarak bir günle sınırlandıracak bir ifadeyi kullanmak doğru olmaz. Zaman kavramı günü de içine alan daha kapsamlı bir ifadedir. Ayette marife olan kullanım ile belirli bir insan grubundan bahsedildiğini anlıyoruz. Bütün insanlar değil konu edilen belli insanlar o gün etrafa yayılmış pervaneler gibi oluyor, onlar gibi davranıyorlar. Pervanelerin doğaları, davranışlarıyla gözlerimizin önündeki halleri o insanları anlamamız için bize misal olarak gösteriliyor. Ben o insanların ayetlerin arasındaki bağlantılardan dolayı Hakka suresinde gördüğümüz yönlerini değiştirerek isyan eden insanlar olduğunu düşünüyorum. Rabbimiz bize o insanların o zamandaki durumlarını anlayabilmemiz için pervaneleri örnek gösteriyor. Türkçede kelebek olarak bildiğimiz hayvanın gece uyanık olup, gece yaşayanlarına "ışığa yönelen" anlamında Farsça "pervane" denmiştir. (4) Kelimenin kök anlamı ise elbisenin yayılıp döşenmesinden geliyor. (5) O insanların durumunu anlayabilmek için ismi itibariyle ışığa yönelmeyi ifade eden pervaneleri anlamaya çalışalım.


"Fototaksi, organizmaların ışık kaynaklarına doğrudan tepki verebilme yetilerine verilen bir isimdir. Işığa yönelim pozitif fototaksi. Işıktan kaçma ise negatif fototaksi olarak tanımlanır. Yunancada "ışık" anlamına gelen "photo" ve düzenleme anlamına gelen "tax, taxo" sözcüklerinin birleşmesi ile oluşmuştur.

Geride bıraktığımız milyonlarca yıllık sürede böcekler çok farklı şekillerde evrimleşti. Bu evrimsel değişimlerin bazıları besinlerin yerlerini tespit ederek beslenebilmelerini, bazıları kanatlarını geliştirerek uçabilmelerini kolaylaştırdı. Bazı adaptasyonlar ise yönlerini bulabilmelerini sağladı. Bu adaptasyonlar Güneş, Ay ya da yıldızlar gibi doğal ışık kaynakları üzerinden gerçekleştiği için, böcekler sık sık bu ışık kaynaklarına göre kendilerini konumlamaya başladılar. Kimileri bu ışık kaynaklarına yaklaşmak, kimileri bu ışık kaynaklarından uzaklaşmak üzerine evrimleşti. Sonuçta sınıfları aynı olsa da türleri farklıydı.

Bazı çalışmalarca desteklenen en popüler teori, böceklerin yapay ışık kaynakları ile karşılaştıklarında yapay kaynakları doğal kaynaklar ile karıştırmaları sonucu yapay kaynaklara yönelmesi. Yapay ışık kaynakları ışığı her yönde saçtığı için, doğal ışık kaynaklarında ışığı sabit bir açı ile alan böcekler, yapay ışık kaynaklarında sabit bir açı tutturamazlar ve ışı kaynaklarının etrafında dönmeye başlarlar." (6)


El Kari'a'nın gerçekleştiği gün bazı insanlar pervaneler gibi davranıyorlar. Pervane ise ışığa yönelen gece kelebeği demek. Tür olarak böceklerin pul kanatlılar grubunda. Bu gruptaki böceklerin çoğunluğu ışığa doğru yöneliyor. Akşamları evinizin balkonunda oturduğunuz sırada balkon aydınlatmasının etrafını sarmalarının sebebi de bu. Örneğin arılar yönlerini güneşe göre buluyorlar. Bazıları ise ışıktan kaçıyor. Gecenin bir yarısı mutfağınızın lambasını yaktığınızda hamam böcekleri de bu yüzden ışıktan kaçmaya çalışıyor.

1: Pervaneler ışığa yönelen böcekler. Kendilerini güneş, ay gibi ışık kaynaklarına göre konumluyorlar.

2: Ampul, lamba gibi yapay ışık kaynakları ile karşılaştıklarında onları güneş, ay zannedip onlara yöneliyorlar.

Tıpkı Hak olarak inen Rabbin ayetlerine yönelmesi gerekirken yanıltıcı olan ufkun etkisiyle hakikati göremeyip yanılan ve yönlerini haktan batıla çeviren kimseler gibi.


"Pervaneler ise karmaşık bir 'fototropizm' gösterirler. Parlak güneş ışığından kaçarlar, alaca karanlıkta ortaya çıkarlar ama parlak lamba ve ampullere yönelirler.

Pervanelerin düşmanlarının çoğu gündüz avlanırlar. Pervaneler gece dolaşmakla düşmanlarından sakınmış olurlar ama bir sokak lambası veya yanan bir ampul, onlar için bütün düşmanlarından daha tehlikelidir. Bir ışık kaynağını görünce hipnotize olmuş gibi büyük bir coşkuyla, baş döndürücü bir hızla etrafında dönmeye başlarlar. Bu şuursuz uçuşları sırasında ya yarasalara yem olurlar ya da sonunda ışık kaynağına yapışarak yanıp giderler. (6)


Pervanelerin ışık kaynaklarına düşkünlükleri, onları Ay ışığı ile karıştırmalarından kaynaklanıyor. Pervaneler geceleri Ay ışığı sayesinde yönlerini buluyorlar. Geceleri, sabit bir referans noktası olarak Ay'ı kabul edip, onu bir taraflarına alarak düz bir hat üzerinde yol alıyorlar. Parlak bir suni ışık gördüklerinde de onu Ay ışığı sanıp, bir taraflarına alıp uçtuklarını sanıyorlar. Işık kaynağını hep sabit noktada görebilmek için de etrafında daireler çizmek zorunda kalıyorlar. Işığın parlaklığı ve bir türlü hedefe varamamaları, pozisyonlarını muhafaza etmelerini güçleştiriyor. Yörüngeleri daralıyor, gittikçe küçük daireler çizerek uçuyorlar ve sonunda ışık kaynağına çarpıyorlar. (7)


3: Normalde ışığa yönelen bir tür olarak pozitif fototropizm ile güneşe yönelmesi gerekirken karmaşık bir fototropizm ile parlak güneş ışığından kaçıp lamba ve ampullere yöneliyorlar.

4: Geceleri ise ay ışığı ile yönlerini bulan pervaneler parlak suni ışıkları ay ışığı zannedip onun etrafında daireler çiziyorlar ve bir türlü ışığa ulaşamadıkları için sonunda ışık kaynağına çarpıp yanarak ölüyorlar.


Şuursuzca, hipnotize olmuşçasına seyreden bu uçuşları ile kendi peşinden koştukları ışık zannettikleri şeyler onların ölümüne sebep oluyor. Geceleri ay zannettikleri ampullere adım adım, farkında olmadan yaklaşarak, gittikçe daha yakın daireler çizerek sonunda yanıp ölüyorlar. Tıpkı doğru zannettikleri, gönülden güvendikleri batıl dayanakları ile vahye isyan eden o kimselerin adım adım gittikçe artan bir şekilde kendi batıl argümanları ile yakalanması gibi.


El Hamid; her işini kusursuzca yapan yalnızca Alemlerin Rabbi olan Allah'tır. 3. bölümde Rabbimiz inşa ederse "El Vakıa" ile devam edeceğiz.




Kaynakça

3: Müfredat Ragıp El İsfahani Yusuf Türker Çevirisi S: 1591

5: Müfredat Ragıp El İsfahani Yusuf Türker Çevirisi S: 1115

Comments


bottom of page